Cumhuriyet’in 100’üncü yılını geride bırakan Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girerken özel bir heyecanı taşıyoruz.
Yazar: Onur Demirkol
Cumhuriyetin ilanı, uzun mücadeleler sonucunda özgürlüğünü kazanmış bir toplumun, geleceğe emin adımlarla yürümesini hedefleyen bir inkılap hareketidir. Türk toplumunu çağdaşlaştırmayı amaçlayan bu adım, günümüz Türkiye’sini şekillendiren en temel değerdir.
Dijitalleşen dünyada, yüksek teknoloji ve katma değer üreten öncü Türkiye olma yolunda var gücümüzle çalışacağımızı, yol haritamızı Atamızın izinden giderek belirleyeceğimizi belirterek; Yüksek Teknoloji ve İnovasyon, Dijitalleşme ve Dönüşüm, Sanayi ve Girişimcilik başlıklarında ülkemizi 2023 hedeflerine taşımanın sözünü veriyoruz.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girdiğimiz bu günlerde Türkiye’nin her alanda daha çok kalkınmaya, barışa ve dostluğa ihtiyacı olduğunu biliyoruz.
Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti kurarken “Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur” sözleri biz Türk kadınları için çok anlamlı ve bir o kadar da kıymetli.
Cumhuriyet her geçen gün daha da güçlenerek bir asrı geride bıraktı. Bu yıl Cumhuriyetimizin 100’üncü yılını büyük bir coşku ile kutluyoruz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde ve Türk milletinin verdiği destansı mücadelenin sonucu kurulan ve bizlere bırakılan en değerli miras olan Cumhuriyetimizin ilan edilişinin 100’üncü yıl dönümünü kutluyor olmanın coşku, sevinç ve gururunu milletçe yaşıyoruz.
Tarihiyle, kültürüyle, üretim altyapısı genetik kodlarına işlemiş ticaret anlayışıyla nasıl ki bugüne kadar ülkemizin lokomotif kentlerinden olduysak gönülden inanıyorum ki önümüzdeki yıllarda da çok daha başarılı bir şekilde, seviye atlayarak ülkemizin gelişiminde önemli bir rol oynayacağız.
Bugünkü güçlü Türkiye ekonomisinin temelleri, Cumhuriyet’in kuruluşundan önce Şubat 1923’de İzmir’de toplanan 1’inci İktisat Kongresi’nde atıldı.
Cumhuriyet öncesinde Avrupa’nın büyük devletleri arasında en küçük ekonomi ve en düşük üretim düzeyi Osmanlı’daydı. 1914 yılında Meclis’e sunulan bütçede devletin toplam harcaması 34 milyon lira, eğitime ayrılan pay ise sadece 500 bin liraydı. Buna karşın kibrit ithalatı için 200 bin lira ayrılmıştı, çünkü ülkede kibrit fabrikası bile yoktu.
