EY-Parthenon Türkiye Bölüm Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar, 2026 yılına ilişkin küresel ekonomi ve iş dünyası beklentilerini değerlendirerek, jeopolitik dinamiklerin şirket stratejileri üzerinde belirleyici olacağını vurguladı. Büyükavşar’a göre üretimden ticarete, enerjiden iklim politikalarına kadar pek çok alanda yeni bir döneme giriliyor.
Jeopolitik riskler üretim ve ticaret haritasını değiştiriyor
Büyükavşar, jeopolitik gerilimler, bölgesel bloklaşma ve tedarik zinciri kırılmalarının, şirketleri tedarik ve üretim ağlarını yeniden kurgulamaya zorladığını belirtiyor. Özellikle kritik hammaddeler, gıda ve teknoloji bileşenlerinde, tedarik güvenliği ve coğrafi çeşitlendirmenin öne çıktığı ifade ediliyor.
Bu çerçevede, üretimin tek bir ülkeye veya bölgeye bağımlı kalmaması için yakın coğrafyalara kaydırma, dost ülkelerle tedarik ağları kurma ve yerelleşme eğiliminin hızlandığına dikkat çekiliyor. Ticaret politikalarındaki korumacı adımların da şirketleri yeni pazar arayışlarına yönelttiği belirtiliyor.
Enerji dönüşümü ve iklim politikaları stratejileri zorluyor
Enerji dönüşümü ve iklim politikaları, 2026 perspektifinde iş dünyasının ajandasında üst sıralara yerleşiyor. Büyükavşar, karbon düzenlemeleri, emisyon hedefleri ve yeşil mutabakat benzeri düzenlemelerin, hem maliyet yapısını hem de yatırım kararlarını etkilediğini ifade ediyor.
Şirketlerin, enerji verimliliği, yenilenebilir kaynaklara geçiş, karbon ayak izinin azaltılması ve sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi gibi alanlarda daha somut adımlar atmasının kaçınılmaz olduğu belirtiliyor. Bu dönüşüme uyum sağlayamayan sektör ve işletmelerin rekabet gücünün zayıflayabileceği uyarısı yapılıyor.
Teknolojik dönüşüm hızlanıyor
Teknolojik dönüşümün, küresel faaliyet ortamını yeniden şekillendiren bir diğer ana unsur olduğuna dikkat çekiliyor. Yapay zeka destekli analizler, otomasyon, bulut bilişim ve siber güvenlik yatırımlarının, sadece verimlilik artışı için değil, aynı zamanda risk yönetimi açısından da kritik hale geldiği belirtiliyor.
Büyükavşar, 2026’ya giderken kurumların dijitalleşme stratejilerini, jeopolitik ve iklim kaynaklı belirsizlikleri de hesaba katarak güncellemeleri gerektiğini, bu sayede hem operasyonel dayanıklılık hem de sürdürülebilir büyüme için daha sağlam bir zemin oluşturabileceklerini dile getiriyor.

