Medicana International İstanbul Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cenk Evren, kış aylarında sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonları ve tedavi yaklaşımlarına ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Enfeksiyonların büyük bölümünün viral kaynaklı olduğunu belirten Evren, “Boğaz ağrısı eşittir antibiyotik” anlayışının hem yanlış hem de riskli olduğuna dikkat çekti.
Kış aylarında enfeksiyon neden artıyor?
Prof. Dr. Evren’e göre üst solunum yolu enfeksiyonları esas olarak burun, boğaz ve sinüsleri etkiliyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine atıf yapan uzman, yetişkinlerin yılda ortalama 2-3 kez soğuk algınlığı geçirdiğini hatırlattı.
Kışın enfeksiyon artışında yalnızca bağışıklık durumunun değil, ortam koşullarının da belirleyici olduğunu söyleyen Evren, havanın nem taşıma kapasitesinin soğukta düşmesine dikkat çekti. Düşük nemli havada, solunum yoluyla yayılan damlacıkların daha küçük parçalara ayrılarak havada daha uzun süre asılı kaldığını, bunun da virüslerin kişiden kişiye geçiş ihtimalini artırdığını ifade etti.
Soğuk havalarda kapalı ve kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi, özellikle okul çağındaki çocuklar arasında enfeksiyon sıklığını yükseltiyor. Yakın temasın artması, sınıf, toplu taşıma ve iş yerleri gibi alanlarda bulaş zincirini güçlendiriyor.
Boğaz ağrısında antibiyotik kararı nasıl verilmeli?
Viral ve bakteriyel farenjit farkı
Akut farenjitin genellikle boğaz ağrısı ve ateşle seyrettiğini belirten Evren, viral farenjitte boğazda kızarıklığın, bakteriyel farenjitte ise beyaz plakların görülebildiğini söyledi. Ancak yalnızca muayene bulgularına bakarak kesin ayrım yapmanın her zaman mümkün olmadığını vurguladı.
Prof. Dr. Evren, doğru tanı için boğaz sürüntüsü testinin önemine işaret ederek, gereksiz antibiyotik kullanımının hem bireysel yan etki riskini artırdığını hem de toplumda antibiyotik direnci sorununu derinleştirdiğini belirtti. Uygun olmayan antibiyotik tedavilerinin, ileride gerçekten ihtiyaç duyulduğunda ilaçların etkisini azaltabileceğini hatırlattı.
Bulaş riskini azaltmak için neler yapılmalı?
Enfeksiyonların yayılmasını önlemede kişisel önlemlerin kritik olduğunu söyleyen Evren, el hijyeninin düzenli sağlanması, öksürük ve hapşırık sırasında ağız ve burnun kapatılması, hasta kişilerle yakın temastan kaçınılması gerektiğini vurguladı.
Kapalı ve kalabalık alanlarda maske kullanımının, özellikle kış aylarında bulaş riskini belirgin şekilde azaltabileceğini ifade eden Evren, yeterli sıvı alımı, dengeli beslenme ve düzenli uyku ile bağışıklık sisteminin desteklenmesinin de önem taşıdığını kaydetti.

